
KALABALIĞIN AZLIĞI KİMİN SUÇU?
Metin Erol
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilimize teşriflerinin ardından birkaç gün geçti. Gelişi, gidişi, konuşması, bakışı, mimikleri; hepsi ulusal, yerel fark etmeksizin tüm mecralarda yer buldu.
Sonuç itibariyle Cumhurbaşkanı!
Cumhurbaşkanı!
Tabi ya Cumhurbaşkanı!
Forsuyla, sarayıyla, duruşuyla, hitabetiyle…
Ne olmasını beklemek gerekir.
Söylediği her sözün kıymet teşkil ettiği bir ismin, seçim meçim farketmeksizin şehre geliyor olması önemli değil miydi?
‘Ne diyorsun be adam, konuyu nereye getireceksin?’ diyenlere hemen arz edeyim;
Ulan bu denli önemli kişi, ülkenin reisi, 22 yıllık iktidarın değişmez sahibi olan biri, böyle mi karşılanır.
Evet! Bazı yıpranmışlıkların olduğu aşikâr da, her ilde meydanları dolduran coşkulu kalabalığa hitap eden Sayın Başkanımız, bizim şehrimizde umduğunu bulamadı.
Kalelerinden biri düşmek üzereydi.
65 bin dedi de, ancak 15 bin!
Kendisi de farkında…
Belki de o yüzden bu benim son seçimim dedi..
Bu bulamayışın altındaki sebepleri maddeler halinde değerlendirmek icap eder.
Neden kalabalık azdı?
Teşkilata sorsak der ki; ‘biz çalıştık, hava yağmurluydu!’
Belediye başkanına sorsak; ‘bizde problem yok ama geliş saati yanlıştı!’
Vatandaşa sorsak; ‘Palulu seçmen yok idi!’
Acep bunun doğrusu ne ola?
Sevgili okur, gözümün nuru okur; geçmiş yıllarda özellikle aktif muhabirlik yıllarımda, defaatle Cumhurbaşkanımızı, başbakanlık dönemini de kapsayan mitinglerine şahitlik ettim.
Sıcağı, soğu, yağmuru, dolusu hepsini gördüm.
Bu şehir ‘Erdoğan’ der meydanalara kayıtsız şartsız akın ederdi.
Gitmediler!
İçlerinden gelmedi, işlerine gelmedi.
Konunun bir ayağı belediye başkanına bir ayağı teşkilata ve bir de seçmene giden karmaşık sayılmayacak durum.
Belediye başkanının artık istenmeyen adam konumunda olması ki bunu derken kendisiyle menfaat ilişkileri olanlar bana tepki gösterecektir.
‘Başkan mı istenmeyen adam?’ diyecekler.
Desinler!
En hafif tabiriyle çok da fifi!
Çünkü mevcut döneminin hataları, ben yaptım olducukları, vekil kavgaları, gazeteci darpları, tarım arazisine vilları, eş başkansal yönetim anlayışlar, Ali babaları, Korkut gardaşları, yalakaları, yakınlık çıkarları…
Ehe ehe!
Sevimlilikte bir yere kadar.
Bir de Palu söylemleri!
Her ne kadar kendisi dramatik bir video çekip ‘ben öyle bir şey demedim’ dediyse de, millet yav he he şeklinde mukabelede bulundu.
Geldi cumhur reisi o da yanında…
Ah bir de el öpmedi mi! Aman yarabbi.
Tamam, saygı duyuyorsun be adam, bari al anlına koy o eli!
Neyse yorumu size kalsın…
Dağılmasın konu.
İkinci neden teşkilat çalışmaları.
Teşkilat derken il başkanlığı, gençlik kolları, merkez ilçe, milletvekilleri, ilçe ve belde belediye başkanları…
Yeterli miktarda çalışılmadı. Miting meydanına ilçelerden, beldelerden iyi sayıda taşıma yapılmadı.
Boş kaldı!
İnsanlar gelmek istememiş olabilir…
Üçüncü neden ise Palu!
Ah Palu ah! Sen nelere kadirsin.
Yoksan meydan boş, varsan coşkulu kalabalık.
Küstüler ya! O çok sevdikleri reislerini yalnız bırakacak kadar küstüler.
Haksızlar mı? Haşa, değiller!
Hiç bu kadar ötekileştirildikleri başka bir dönem olmamıştı.
Ve hakarete uğradıkları!
Palu seçmeni her geçen gün YRP’ye kayıyor.
Şıhları, onları kucaklayan söylemleri ile oyunu arttırmaya devam ediyor.
İşte o yüzden mitinge gitmesi beklenen kesim huzur duydukları alana kaydı.
Gönül bu işte; samimi muhabbete akar!